İvan İlyiç`in Ölümü-Lev Tolstoy

                                                             


      İvan İlyiç’in Ölümü, hasta yatağında ölümü beklediği sırada, gerektiği gibi yaşamaya özen gösterirken mutlu bir yaşam sürmeyi unuttuğunu fark eden bir adamın iç hesaplaşmasının hikâyesidir. Zengin, saygın bir yargıç  olan İvan İlyiç, ölümü bir bir yüzleştiği sarsıcı gerçeklerle birlikte karşılamak zorundadır.

Dünyanın en büyük romancılarından Lev Tolstoy, 1870’lerin sonlarına doğru kendisiyle girdiği derin hesaplaşma sonucu geçirdiği bunalımın ardından kaleme aldığı İvan İlyiç’in Ölümü’nde, insanın aklı ve yüreğinden hiç silinmeyen yaşam-ölüm olgularının olabildiğince nesnel ve soğukkanlı ama aynı ölçüde derin bir yaklaşımla dile getirir. Tolstoy’un hem yaşamında hem de yapıtında ayrıcalıklı bir yer tutan roman, sıradan bir insanın çöküşüne ve ölümüne çarpıcı yaklaşımıyla dünya edebiyatının da gözbebeklerinden biri olmuştur. 


   Bu kitapta insanın ölümle yüzleşmesi anlatılır. İlyiç hayatının çok sıradan olduğunu söyler. Aynı zamanda İlyiç zengin görünmek isteyen bir adamdır. Karısıyla son zamanlarda yaşadığı sıkıntılar, mide ağrısı, kimsenin onu dinlemeyişi ve yaşlılık onu bitirir. Böylelikle ölümü kabullenmeye başlar. 





                                              Kitapta Altını çizdiğim yerler ve Alıntılar



          Hayat sert iniş çıkışlar vermeden akıp gidiyordu ve her şey yolundaydı.

    

          İvan İlyiç olduğu ve hastalığını karısına yeni bir zulüm olarak gördüğüydü.


       Ölümü arifesinde yapılan bütün her şey yalandı, yalan!

        

       Acı bir an bile soluk aldırmadan eziyete devam ediyordu.


      " Hep aynı şey... Günler, geceler hep aynı... Ah bir an önce bitse! Ne bir an önce bitse? Ölüm, 

       karanlık. Yok, yok. Her şey ölümden daha iyidir!"


       Etrafını kuşatan yalan öylesine içinden çıkılamaz bir hal almıştı ki, en ufak bir şey anlamak 

       mümkün değildi.


       Bedeni ona acı veririnken kızı bedenini sergiliyordu.


      Hayat gitgide artan acılar demek.